MÜŞTERİ VELİNİMETİMİZDİR

Burak, kurumsal bir firmanın yurtiçi satış müdürüydü. Son zamanlarda satışları sebepsiz artmıyordu. Reklamlar, tanıtımlar, kampanyalar her şey denenmişti… Ne denedilerse bir türlü satışları artıramamışlardı. Yöneticilerinin belirlediği hedeflerini yani beklentilerini karşılaması gerekiyordu.

Okullar ara tatile girince ve çocuklarını alıp memlekete baba evine gitti. Doğup büyüdüğü eski mahallesinden arabayla geçerken anıları bir bir gözünde canlanıyordu. “Şurada eskiden top oynadığımız boş arsa vardı” dedi eşine. “Şurası da kiraz, elma, şeftali ağaçlarına çıkıp meyve aşırdığımız Hüseyin amcanın bahçesiydi eskiden.” Şimdi hiçbiri kalmamış, yerine apartmanlar dikilmişti.

Erdal amcanın bakkalı hala duruyordu. Yanından geçerken durdu, arabadan inip içeri baktı. Erdal amca yine aynı yerinde oturuyordu. Ancak yıllar yaşlandığını hissettirmişti Erdal amcaya… Burak’ı görünce yüzünde o aynı tebessüm beliriverdi. Burak selam verip içeri girdi. Sanki hiçbir şey değişmemişti, o bakkal kokusu yine aynıydı.. “Hoş geldin oğlum” dedi. “Hoş buldum Erdal amca, hayırlı işler” dedi Burak. Ayaküstü biraz sohbet ettiler. Çıkarken eve bir şeyler aldı Burak. Erdal amca çocuklar için çikolata gofret koydu poşete. Burak parasını vermek istese de almadı Erdal amca.

Artık altmışlı yaşlarının sonlarına yaklaşmıştı Erdal amca. Mahallenin en eski bakkalıydı. Mahallede ondan sonra birçok bakkal açılmıştı. Ancak onun kadar iş yapamadıklarından çoğu kapanmıştı. Bu küçük bakkal dükkanından kazandığı ile beş çocuk okutmuştu.  Çocuklarının hepsi üniversiteyi bitirmiş, kimi doktor kimi mühendis olmuş, iyi yerlere gelmişlerdi.

Eve giderken yolda düşündü Burak. Bu kadar zamanda bu küçücük bakkal nasıl ayakta kalmıştı? Bu küçücük bakkal nasıl mahallenin merkezi olmuştu.

Çocukken bakkala gider, evdekilerin istediklerini alırdı. Sonra da para üstüyle kendine bir şeyler almak isterdi. Parası yetmese de Erdal amca verir, “Sonra getirirsin.” derdi. Başka çocuklara da böyle yapardı Erdal amca. Çocukları çok sever, şeker, sakız, çikolata vermeden göndermezdi. Çocuklarla çocuk olur, onlarla şakalaşırdı. O yüzden çocuklar babaları başka bakkala gönderse de çocuklar diğer bakkallara gitmezlerdi. Sadece Erdal Bakkal’a gitmek isterlerdi. Çocuklar orayı sevdiklerinden anne babalarını da oraya götürürlerdi. Erdal amca anne babalarla konuşur, sohbet eder, dertlerini dinlerdi. Sorunlarını dert edinir çözmeye çalışırdı. Mahallede kimin ihtiyacı var, kimin parası yok bilirdi. Kimisi bakkala gelir, sadece ekmek alırdı. Erdal amca onun başka şeylere de ihtiyacı olduğunu hemen anlar, “Yağın var mı, Şekerin var mı? Çayın var mı?” diye tek tek sorardı. İhtiyacı olanı verir, “Parasını sonra getirirsin” derdi. Bir malın önce parasını söylemezdi. Müşterinin ihtiyacını düşünürdü, sorardı, merak ederdi.

Önemli olan ihtiyaç karşılamaktı demek ki. Karşımızdakine bakmak, ihtiyacını anlamak, söylediklerinden söylemediklerini çıkarabilmekti…

Bunlar aslında ustalık gerektiren şeylerdi. “Şimdiye kadar neden bunu düşünemedim” dedi Burak kendi kendine. Hep satışları artırmaya odaklandım. Daha çok mal nasıl satabilirim diye düşündüm. Oysa müşterilerimiz nasıl insanlar, neden hoşlanırlar, asıl istedikleri şey ne? Asıl ihtiyaçları ne? Nasıl memnun kalırlar? Bunları hiç merak etmedim.

Sadece bir seferlik satış, müşteri yapmaz satın alanı. Onun lehine olmamızı ister herkes.

Ben karşımdakinin lehine olduğumu ona gösterdiğimde, o da memnun kalır bu alışverişten. Ve tekrar geleceği yer biz oluruz doğal olarak. İşte o zaman satın alan kişi müşteriye dönüşür. O müşteri memnun olduğunda başkalarına tavsiye eder bizi. O da başkalarına, o da başkalarına…Ve böyle böyle kazanılır ticarette. Ne kadar çok tutarda mal sattığın önemli değildir. Müşteriyi ne kadar memnun edebildiğin, ihtiyacını ne kadar görebildiğin önemlidir. İşte böyle yapanlar ayakta kalır, diğerleri silinip gider.

Ne derlerdi eskiden: Müşteri velinimetimizdir.

“MÜŞTERİ VELİNİMETİMİZDİR” için bir yanıt

  1. beril kırgız avatarı
    beril kırgız

    “Müşteri velinimetimizdir” sözü, sadece bir slogan değil; sürdürülebilir başarı için benimsenmesi gereken bir iş anlayışıdır. Müşteriyi dinlemek, ihtiyaçlarını fark etmek ve samimi bir iletişim kurmak, uzun vadede satıştan çok daha değerli sonuçlar getirir. Buradaki yazıların devamını dilerim.

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner