Üç Pencere Bir Manzara

Cem, Aysel ve Ahmet şirketlerini kuralı beş yıl olmuştu. Yılın son haftasıydı ve ofiste yoğun ama sessiz bir hava hakimdi. Dosyalar teslim edilmiş, raporlar tamamlanmış ve işler büyük ölçüde bitirilmişti.

Şirket çalışanları, bu yoğunluğun ardından hafta sonu dinlenmek için kendi aralarında bir plan yaptılar. Patronların dahil olduğu organizasyonlar onlara fazla resmî geldiği, daha rahat ve samimi bir ortam istedikleri için bu buluşmayı gizli tutmaya karar verdiler. Amaçları sadece çalışanların katılacağı bir yemekle biraz nefes almaktı. Ancak ertesi gün bu organizasyonun haberi patronların kulağına gitti. Gün bitmeden konuyla ilgili bir toplantı kararı alındı. Herkes toplantı odasında yerini aldığında gergin bir bekleyiş başladı.

İlk sözü Cem aldı. Olayları her zaman kendisiyle ilişkilendiren ve her konunun merkezine kendini koyan bir yapısı vardı. Sandalyesine yaslanarak konuşmaya başladı.

“Sizi işe ben aldım. Birbirinizi tanımanızın sebebi benim. Bu şirkette olmanız benim kararım. Dün erken çıkmanıza da yorgun olduğunuzu düşündüğüm için ben izin verdim. Size iyilik yapmak istedim. Şimdiye kadar tüm etkinlikleri ben planladım, doğum günlerinizi bile ben düşündüm. Peki, benim dâhil olmadığım bir buluşma planlamak niye? Şirket dışında buluşacak olsanız bile gizlice plan yapmanızı uygun bulmuyorum. Bir daha benim bilgim dışında bir araya gelmeyin. Sizin tek ortak noktanız benim.”

Odada ağır bir sessizlik oldu. Çalışanların yüzündeki huzursuzluğu fark eden Aysel girdi söze. O, her zaman başkalarının ihtiyaçlarını anlamaya ve gidermeye çalışan biriydi.

“Hepiniz çok yoğun bir dönemden geçtiniz, biraz nefes almak istemeniz çok doğal. Aslında bu yemeği gizlemenize gerek yoktu. Şirket dışında vakit geçirmeniz bağlarınızı güçlendirir. Bu durum işinizin kalitesine de olumlu yansır.”

Tam o sırada, toplantı gündeminden haberdar olan Ahmet içeri girdi. Ahmet ,kişilerle değil konularla ilgilenen, çözüm odaklı ve net duruşa sahip biriydi.

“Bu konuyu kurumsal bir çerçevede ele alalım. İnsanların şirket sınırları dışında bir araya gelmesi kurallara aykırı değildir, aksine genel bir ihtiyaçtır. Ancak zaten gün boyu iş yerinde berabersiniz. Dışarıdaki vaktinizi ailenize ayırmanız dengeli bir yaşam için daha sağlıklı olabilir” Dedi.

Toplantı sona ererken, masadaki üç farklı bakış açısı tüm netliğiyle görünür hale gelmişti. Cem Bey, çalışanları tarafından dışlandığını düşünerek olayı kişiselleştirmişti. Aysel Hanım çalışanların duygusal rahatlamasına odaklanmış, Ahmet Bey ise durumu genel bir yaşam prensibi olarak değerlendirmişti.

Aynı manzara, üç farklı pencereden görünüyordu. Biri kendini merkeze almıştı, biri karşısındakini anlamaya çalışmıştı, diğeri ise duruma en geniş perspektiften bakmıştı.

İnsan, bir olayın içine girip kendi isteklerini merkeze koydukça bakış açısı daralır ve çatışmaya açık hale gelir. İnsan ancak olaya ve kişilere dışarıdan bakabildiğinde gerçek anlamda tarafsız ve çözüm odaklı olabilir.

Tarafsız olmanın yolu, yaşanan olayın dışına çıkıp manzaraya yukarıdan bakabilmekten geçer.

“Üç Pencere Bir Manzara” için bir yanıt

  1. Md avatarı
    Md

    Ahmet in konuşması nasılda insanın içine işliyor değil mi? İnsanın ihtiyacını gideren bi konuşma stili.

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner